World Government Summit'in yayınladığı makaleye ve verilere göre dünya nüfusunun 2050 yılına kadar yaklaşık yüzde 33 oranında artması beklenmektedir. Bu durum da artan nüfusun taleplerine yetişebilmek adına üretilmesi gereken besin miktarının yüzde 70 oranında arttırılması ihtiyacını doğuracaktır.

Oluşabilecek bu sorunun ana çözümü, geleneksel olarak adlandırdığımız güce dayalı tarımın, teknoloji ve bilimden güç alarak devrimleşmesiyle olacaktır. İşte bu noktada doğaya dönüşün ve tarım yapmaya olan ilginin arttığını gördüğümüz bu son dönemlerde sıkça duymaya başladığımız Tarım 4.0, oluşacağı düşünülen bu problemlerin hepsine yenilikçi çözümler sunuyor.

Tarım 4.0 olarak bahsettiğimiz bu kavram nedir?

Dünya üzerinde artan nüfus, iklim değişiklikleri, tarım alanlarının ve doğal kaynakların giderek yetersizleşmesi ve çevreye olan etkilerinin azaltılması talepleri gıda ve tarım sektörleri üzerinde ‘daha az ile daha çok üretme’ baskısı oluşturmaktadır. Tarım 4.0 ise akıllı tarım teknolojileri, hassas tarım, IoT, big data ve yapay zeka prensipleri kullanımından yararlanılan endüstrinin geleceği olarak varsayılan bu terim yaşadığımız tarım devrimini bizlere anlatmaktadır.

Nihai hedef ise tarım proseslerinde ekonomik, çevresel ve sosyal anlamda sürdürülebilirliği ve tabii ki karlılığı artırmaktır.

Bu yeni tarım algısına ve beraberinde getirdiği teknolojilere alışmak elbette ki bir sürece yayılmış durumdadır. Ancak Tarım 4.0’ın geleneksel tarıma kıyasla sağladığı ve sağlayacağı birçok avantaj olduğu su götürmez bir gerçektir.

Tarıma 4.0 ilke ve çözümlerini adapte etmek;

  • Ekinler için gereken net su miktarını hesaplayarak ya da bitkilerin hastalıklarını ve toprak zararlılarını önceden tespit edebilme yoluyla gereksiz atık ve ürün kullanımından kaçınmayı,
  • Maliyetler üzerinde daha fazla kontrole sahip olmak ve toprağı işleme, ekme ve hasat işlemlerinin her aşamasını büyük bir hassaslıkla planlanabilmesiyle hem zaman hem para tasarrufu sağlamayı,
  • Tedarik zincirini takip edebilme yetilerinin gelişmesiyle sürdürülebilirlik çerçevesinde yüksek kalite ve düşük hata oranıyla üretim yapabilme kapasitesinin artmasını beraberinde getirir.
Akıllı tarım teknolojileri ve uygulamaları üreticiye ve tüketiciye pek çok avantaj sağlamaktadır.

Ekonomik avantajlarından biraz daha bahsetmek gerekirse de: Atılan adımlar üzerinde önemli miktarda kontrol gücüne sahip olmak gerekli kaynakların kullanımında bir optimizasyon yapılmasını sağlayacak ve bunun sonucunda gübre, ilaç ve su kullanım miktarlarında azalma yaşanacaktır. Dolayısıyla bunların hepsi çiftçiye tasarruf olarak yansıyacaktır. Bahsedilen tasarruf oranları ise yaklaşık %20 verimlilik artışıyla beraber üretim girdilerinde %30 civarındadır.

Peki, Tarım 4.0'ın Biz Fanilere Etkileri Neler?

Çevre üzerindeki etkileri üzerinde durmak gerekirse, günümüzde tarımın küçümsenmemesi gereken taraflarından birisi kesinlikle sürdürülebilirliktir ki bu kavram şüphesiz geleceğin tarımının tanımlayıcı özelliklerinden birisi olacaktır. Tarım 4.0 ise spesifik olarak bu kavram etrafında yoğunlaşmış ve tarım faaliyetlerinin sürdürülebilirliğini ve gıda zincirinin çevresel etkilerini geliştirmek üzerine tasarlanmıştır.

Tarımda dijitalleşme ve inovatif yaklaşımların operatörlerin işlerini anlayabilme, uygulayabilme ve çıktılarını daha iyi analiz edebilme yetilerinin gelişmesiyle beraber bu sektörde çalışanların koşullarını kolaylaştırdığı ise yadsınamaz bir gerçektir.

İnsan sağlığına etkilerinden kısaca bahsedersek; tarımda üretimin her aşamasının daha hassas bir şekilde monitorize edilmesi son ürünün kalitesini ve dolayısıyla sağlığımız üzerinde olumlu etkilerini de artırmaktadır.

Yeni Yaklaşımlarla Tarım Yapmayı Mümkün Kılıyor

Yeni teknolojileri tarıma entegre ederek tarımı ve mahsul üretimini farklılaştırıp geliştirmeyi mümkün kılabiliyoruz. Hidroponik tarımın bir alt üyesi olan hidroponik tarım toprak varlığı olmadan suyun içerisinde bir mineral çözeltisiyle bitki yetiştiriciliği yapmak esasına dayanmaktadır. Bu yöntem fosil yakıtlara ve herhangi bir tarım alanına ihtiyacı olmadan sürdürülebilir bir şekilde dünyanın her yerinde üretim yapabilmek açısından çok önemli bir konumda yer almaktadır.

Dikey tarım uygulamaları, yeni teknolojilerin tarıma entegre edilmesinin örneklerinden biri: Kaynak: iFarm

Yüksek proteinli besin ve takviye, hayvan yemi ve farmasötik ürünler gibi değerli ürünlerin üretiminde hammadde olarak alglerin kullanımı, çöl tarımı ve deniz suyu tarımı gibi gelişmeler de bu konuda sayılmalıdır.  Hasattan sonra ise gıdaların paketlenmesi kısmında da toksik atık bırakmadan önemli oranda geri dönüştürülebilen maddelerin kullanımı üzerine çalışmaların olduğunu da biliyoruz.

Gıda zincirine yüksek bir verimlilikte katkı sağlamak için geliştirilen bir yöntem olan dikey tarım uygulamalarının ve girişimlerinin hızından bahsetmeden geçemeyiz. Dikey yığılı katmanlarda ürün yetiştirmeyi mümkün hale getiren bu uygulama üretimde toprak kullanmanın yanında hidroponik, aquaponik ve aeroponik gibi topraksız tarım yöntemlerini kullanabilmektedir. Su kullanımını yaklaşık %95 azaltarak daha az gübre ve pestisit ihtiyacıyla girdi miktarını önemli derecede azaltarak verimliliği kuvvetlendirmektedir.

'Agriculture 4.0, the coming agricultural revolution, must be a green one, with science and technology at its heart.'
-"Food Security: contributions from Science to a New and Greener Revolution," John Beddington.

Tarım 4.0 aslında birçok yeni teknolojiyi bir arada kullanıyor!

Tarım 4.0 gelişmeleri birçok yeni teknoloji ürünlerinin de etkisiyle günden güne devrim niteliğinde gelişmeye devam etmektedir. Farklı sektörlerin prensiplerinin ve teknolojilerin kullanımına gelişmeye çok açık olan Tarım 4.0 sensörler ve çıktı analizleri, drone teknolojileri, blockchain, cloud gibi yenilikleri içerisinde barındırmakta ve birbirlerini geliştirmektedirler.

Kullanılan Kaynaklar: