Tarım ve teknoloji alanında gelişme ve girişimlerle sizleri tanıştırmaya devam etmek istiyoruz. Confarm, daha sürdürülebilir bir dünya için tarım sektörüne inovatif bir nefes getirme amacıyla şehir merkezlerinden evinize kadar istediğiniz her yerde kurup üretim yapabileceğiniz hidroponik tarım üniteleri üretiyor.

Elif Nisa Güler, Şeyma Alan ve Erdem Canaz kurucu ortaklığıyla yola çıkan ekip gün geçtikçe gelişim gösteriyor. Bu röportajı kurucu ortaklarından Şeyma Alan ile gerçekleştirdik. Şeyma, ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi ve diğer ortaklarıyla da üniversitede tanışıp fikirlerini ve ürünlerini geliştirmeye başlıyorlar. Dilerseniz hikayelerini dinlemek için sorularımıza geçelim.

1. Öncelikle ConFarm nedir? Bunu biraz bize aktarabilir misiniz?

ConFarm, sürdürülebilir bir dünya için topraksız tarımın gerekliliğine inanan ve bunun için topraksız tarımın yaygınlaşması ve daha da kolaylaştırılması için belli ürünler ve teknolojiler geliştiren bir startup.

Bu amaçla ürettiğimiz üç tane ürünümüz var. Birincisi; ConFarm Quick adını verdiğimiz evinizde topraksız tarımla yetiştirebileceğiniz ürünler sağlayan akıllı bir tarım ünitesi.

İkinci olarak henüz AR-GE seviyesinde üzerine çalıştığımız kapalı alan topraksız tarımın dikey tarım ünitesi. Aslında bildiğimiz konteyner yapısı. ConFarm adı da aslında konteyner tarımcılığından geliyor. Biz tamamen konteyner farming için yani konteynerda topraksız tarımın Türkiye’de daha fazla yaygınlaşması için başlamıştık.

ConFarm Quick akıllı sistemiyle 4 mevsim taze ve sağlıklı ürünler yetiştirir.

O seviyenin ileri bir seviye olduğunu anlayıp oradaki teknoloji büyüklüğü ve yatırım ihtiyacını fark edince önce ev tipiyle başlamak adına ev tipi toprak sistemi ünitesi ürettik, ardından ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümü süreç denetim laboratuvarına giriş yaptık. Orada ilk ünitemizi kurduk ve orada çalışmaya başladık. Şimdi de bu ünitenin daha ileri bir seviyesi olan çok katlısını kuruyoruz.

Üçüncü ürünümüz olarak da topraksız tarım Bilim Kitlerimiz var. 8-12 yaş aralığındaki çocuklara topraksız tarımı öğreten, kendi marullarını ekmelerini ve 35 gün sonunda bunları hasat edilmelerini sağlayan bir yapı. Son birkaç ayda bilim kitlerimize daha çok odaklandık. Şu anda bu üç ürünle ilerliyoruz.

2. İlk olarak tarıma ve bu konudaki gelişmelere ilginiz nasıl başladı? Girişim fikriniz nasıl ortaya çıktı ve ekibiniz nasıl oluştu hikayenizi dinlemek isteriz.

Burada bizim ilginç bir hikayemiz var. Oda arkadaşım Elif işletme, ben de bilgisayar mühendisliği okuyorum. YGA (Young Guru Academy) mezunu olmanın da getirdiği bir girişimcilik geçmişim var. Sonrasında da bir sosyal girişimim olması adına çalışmalara başladım ve ilk başta başka işler denedik. Bir sosyal medya işi yaptık örneğin ama burada işler istediğimiz gibi ilerlemedi.

Sonrasında bir gün Bill Gates’in meşhur belgeseli Inside Bill's Brain’i izledim ve bu belgeselden Elif'e de bahsettim. Bill Gates’in tarım startuplarına ilgili olduğunu ve bununla beraber tarımın aslında ne kadar ilginç ve geniş bir sektör olduğunun farkına vardık. Benim özellikle annem ve anneannem de uzun süredir tarımla ilgileniyordu zaten ve benim de tarıma olan ilgim ve merakım artmıştı. YGA’dan arkadaşımın da beni yönlendirmesiyle Elif ile birlikte tarım startuplarını incelemeye başladık. Bu sektörde neler yapılıyor, ne gibi gelişmeler oluyor gibi konuları araştırmaya başladık. Hatta hiç unutmuyorum, 2020 yılına yurt odamızda tarım startup videolarını izleyip pizza yerken girmiştik.

Girişimcilik alt yapısına sahip olan Şeyma Alan, Bugün onu ConFarm'a götüren serüvenin "Inside Bill's Brain" ile başladığını söylüyor.

Daha sonrasında ise pazar araştırması yapıp Türkiye’de gelişmesi için güzel bir alan olarak gördüğümüz topraksız tarım üzerine çalışmak istediğimize karar verdik. Elif de bu bağlamda ODTÜ’de var olan ve güzel işler yapmakta olan Bostan Topluluğu'na girdi, sonrasında da ülkemizde karantina başladı. Karantina döneminde herkes evinde bir şeyler üretmeye ve yetiştirmeye başlayınca insanlar bunları birbirleriyle de paylaşmaya başladı. Sonrasında bir arkadaşımız evinde akvaryum pompasıyla yaptığı topraksız tarım ünitesini paylaştı.

Biz de bu arkadaşla iletişime geçtik hemen ve Erdem, ekibimizin üçüncü kurucu ortağı oldu. Biz hali hazırda Tayland da düzenlenen sosyal etki üzerine olan bir yarışmaya hazırlanıyorduk. Açıkçası fikrimiz bu süreçte daha da oturdu diyebilirim, üçümüz bir araya geldik ve böyle başladık. Şu anda bulunduğumuz nokta o zamandan tabii ki çok farklı. Ekibimiz de şu anda aramıza yeni katılan arkadaşlarımızla beraber yedi kişi oldu.

3. Bu serüvende kırılma noktası olarak gördüğünüz durumlar yaşadınız mı?

İlk olarak, ekip arkadaşımız Erdem ile birlikte çalışmaya başlamamızdan 6 ay sonra fiziksel olarak bir araya gelmemiz bizim için birinci kırılma noktasıydı diyebilirim çünkü o zamanlar pandemi vardı bu sebeple bir araya gelememiştik. Şubat 2021’de Elif’le Ankara’ya, Erdem’in yanına gittik ve o buluşma bizim için kesinlikle kırılma noktasıydı. Çünkü hem birlikte çalışabilme enerjimizi gördük hem de girişim hakkında ciddi toplantılar yapabilme imkanı bulduk.

Ardından TÜSİAD’a kabul aldık. Orada da Erdem in büyük bir fedakarlık yapıp okulunu o dönem bırakması sayesinde; TÜSİAD’ın eğitimlerinden çok verim aldık bu da bir başka kırılma noktamız oldu. Sonrasında yazın yine Ankara’da eve çıktım ve 1.5 ay bizim için çok dolu bir dönem olarak geçti. Yine bu yaz da bizim için bir başka kırılma noktası oldu. En yakın kırılma noktamız da geçen ay yaşandı. Bilim Kitlerimizi daha duyurmadan bizi dışarıdan duyan Gelecek Araştırma Enstitüsü kendi yaptıkları çocuklar için uzay çalışmalarında tarım konusunu işleyeceklerini ve bu nedenle Bilim Kitleri’ne ihtiyaçları olduklarını belirtti. Ardından bir atölye organize edileceği söylendi ve bizim bireysel satışlarımız da bu vesileyle artmaya başladı.

4. Global pazarda üzerinde çok fazla çalışmalar olan ve hız kesmeden gelişmekte olan bir sektör ve güçlü markaları barındırıyor. ConFarm olarak sizin bakış açınız hangi noktalarda farklılaşıyor? Sizi siz yapan detay nedir?

Biz, topraksız tarımın yaygınlaşmasını ve normal tarımla yaklaşık aynı düzeye gelmesini istiyoruz. Nasıl insanlar tarıma “tohum ekiyorsun çıkıyor” şeklinde bakıyorsa topraksız tarımın da o seviyeye gelmesini istiyoruz. Şu anda topraksız tarımın teknolojileri aynı yeni çıkan telefonlar gibi pahalı, ama bir gün onların da fiyatları normalleşecek. Bizim amacımız da onu normalleştiren startuplardan biri olmak.

Biz, bu sistemde nasıl daha karlı ve nasıl çevreye daha az zararlı olabiliriz üzerine çalışıyoruz. Özellikle şu an AR-GE çalışmasında olan konteyner ürünümüzde bunun üzerine çalışıyoruz. Bununla beraber Bilim Kiti’ni yurtdışında üreten çok nadir örnekler var ve bu örnekler de bizim kitlerimiz kadar kapsamlı olmuyor, sadece belli bir seviyeye kadar getiriliyor. Biz çocukların baştan sona kadar üretimi yapabilmelerini sağlıyoruz. Çizelge veriyoruz, kayıt için belli datalar veriyoruz. Yani ConFarm Bilim Kitlerinde birden fazla olan yararlı araçları topraksız tarım eksenine getirdik ve aslında bu sebeple topraksız tarım Bilim Kitleri’nin ilgi çektiğini düşünüyorum.

5. Şu anda girişim olarak hangi aşamadasınız?

Şu anda beklediğimiz gibi gittiğini söyleyemem, beklediğimizden biraz daha iyi gidiyoruz. Başlangıçta Bilim Kitleri’nden bizim beklentimiz bize küçük bir ek gelir kaynağı sağlamasıydı. Ama beklediğimizden daha iyi bir karşılık aldık, çok talep gördü, bize bir güven sağladı. Biz bu tarafı hiç düşünmemiştik. Bu sebeple aslında beklediğimizden daha farklı bir yerdeyiz. Evet büyüyoruz ilerliyoruz ama daha da büyümemiz gerekiyor. Henüz bir yatırım aşamasında bile değiliz yani daha çok açılmadık.

6. Lisans eğitimi görürken diğer yandan bir startup kurmaya çalışmanın getirmiş olduğu ekstra zorlukları ve çalışma yükünü tahmin ediyorum. Siz bireysel ve ekip bazında bu süreci nasıl yönetiyorsunuz?

Öğrenciyken startup kurmanın elbette dezavantajları var ama bence avantajları daha fazla. Burada olay yönetim planlamadan geçiyor diye düşünüyorum, herkesin ayırabileceği zaman ve alanı çok netken ortaya bir şeyin koyulması gerekiyor. Bizim de bunu yönetebilmemiz bence öğrenci olmanın avantajından geliyor. Şöyle ki; bir şey yaptırmak istediğimiz zaman uygun iş gücünün tam ortasında bulunuyoruz.

Buna bir örnek olarak da örneğin Bilim Kiti’nde sticker yaparken stickerları matbaadan çıkartıp evde arkadaşlarımla toplanıp kesebiliyoruz. Yani öğrenciliğin böyle avantajları var. Eğitimin bir süre online olması da bizim işimize yarayan bir diğer konu oldu aslında. Bu durumun elbette dezavantajları da var. Örneğin kabul aldığımız yerlerle yapacağımız görüşmelerin sınavımızın/dersimizin olduğu zamana denk gelmesi çok kez başımıza gelen bir konu. Zaten aslında her şey bir fedakarlık ve doğru bir iş bölümü yapabilmekten geçiyor.

7. Yakın gelecekte bu sektörü global ve lokal perspektiflerde hangi gelişmelerin beklediğini düşünüyorsunuz?

Lokalde yer alan bilinmeyen topraksız tarım üreticilerinin giderek daha da yaygınlaşacağını düşünüyoruz, ülke olarak dünyadaki topraksız tarım ekosisteminden yaşadığımız geri kalmışlığı nötrleyebileceğimizi düşünüyoruz. Özellikle bu yaz Antalya’da topraksız tarım üzerine eğitimlerin verildiğini gördük. İnsanlar da giderek bu alanı merak edip bu alana yönelimlerini arttırıyorlar.

Globalde ise bu sektörün daha fazla şehir merkezlerine gireceğini düşünüyoruz. Yaşadığımız alanla bütünleştirilmiş topraksız tarım çok güzel bir örnek ve insanların tarım anlamında biraz daha özgürleşmesini sağlıyor. Bu sistem küçükten büyüğe doğru ilerler ve bir süre sonra bir bina kendisine yetecek tarımsal üretimleri yapabilir. Bu işin ilerisinde ben böyle bir şey görüyorum. Hatta Ankara’da ve İstanbul’da bazı restoranlar kendi yeşilliklerini topraksız tarımda kendi ünitelerinde yetiştiriyorlar ve oradan aldıkları hasatları servis edebiliyorlar. Bu tarz üretimlerin daha da yaygınlaşacağını düşünüyorum.

8. Sizin için başarı kıstası nedir? Sizin gözünüzde ConFarm ne zaman başarılı bir girişim olacak?

Bu soru belki de her ekibin ilk başta karar vermesi gereken bir konu. Biz bir sosyal girişim olarak yola çıktığımızdan ve topraksız tarımın Türkiye’de daha da yaygınlaştırılmasında rol oynamak istediğimizden bizim kıstasımız "ConFarm kaç insana ulaştı ve kaç insanın hayatına dokundu?" olabilir. Özellikle sosyal girişimler sosyal etki analizi yapıyor. Buradaki çıktılarımıza göre ben ConFarm’a başarılı bir startup derim. Çünkü ulaştığımız çocuklar, öğrettiğimiz şeyler ve girdiğimiz evlerde ConFarm’ın ünitesiyle daha sağlıklı yiyecekler yetiştiriliyor. Bunlar daha da yaygınlaştığı zaman ConFarm için kesinlikle başarılı bir startup diyebilirim. Sosyal etkimize ulaştığımızda benim gözümde ConFarm başarılı bir girişim olacaktır.

9. Pandemi süreci bize çok fazla şey öğretti ve öğretmeye devam ediyor sizce bu süreç girişim olarak sizi hangi yönlerden etkiledi? Siz bu konularda nasıl aksiyonlar aldınız?

Pandemi dönemindeki ekonomik kriz bizi biraz zorladı. Bizler Bilim Kitleri aksiyonu aldığımızda Dolar ve Euro kurunun çok dalgalandığı zamanlar baskı maliyetleri çok arttı. Bu süreçte bizim maliyemiz 2 katına kadar çıktı fakat biz ürünümüzün fiyatını o kadar artıramadık. Böyle zorluklarla karşılaştık. Bu durumda da alternatiflerimizi düşünmeye başladık. Nasıl daha fazla dijitalleşebiliriz konusunda çalışmaya başladık.

Bir yandan da farklı, daha sürdürülebilir malzemeler araştırmaya çalışıyoruz. Yani pandemi süresince özellikle ekonomik anlamda zorlandığımızı söyleyebilirim. Bir ek olarak da tamamen uzaktan çalışma yerine hibrit modeli tercih ettiğimizi belirtebilirim. Çünkü bizim için fiziksel olarak bir araya gelince her şeyin daha da hızlandığını söyleyebilirim.