Girişimcilik dünyasına adım atmak düşünülenden zor. Ortada bir yaşam mücadelesi var ve hayatta kalabilmek için genellikle doğru adımları atmak gerekiyor. Bu yolculukta kumdaki ayak izlerini takip etmek de olağan bir durum. Bunun için yıllar içerisinde gerçekleşmiş girişimcilerin başarı ve başarısızlık tecrübelere bakmak gerekiyor. Kıssadan Hisse serisinde ise dünyadan ve ülkemizden girişimcilik dünyasına dair ders niteliği taşıyan öykülere yer veriyoruz.

Bugünkü yazımızda kovulduğu şirkete kurtarıcı olarak dönen ve bu dönüş sonrası dünyanın en meşhur markalarından birini yaratan Steve Jobs'ı konu alacağız. Apple'ı nasıl kurdu? Neden kurduğu şirketten atıldı? Niçin geri döndü? Appleı nasıl dünyanın bir numaralı markası haline getirdi? Tüm bu sorulara bu yazıda cevap vereceğiz. Huzurlarınızda dünyanın en ünlü Necromancer'ı Steve Jobs'ın öyküsü.

1974 yılının sonbaharında Steve Jobs, Atari'den çalışma arkadaşı Ronald Wayne ve Hewlett-Packard için çalışmış lise dostu Steve Wozniak ile garajda takılıyordu. Gençlik tutkularının esirinde olan Jobs, devamlı bir şeyler denemenin peşindeydi. Tam bu esnada Wozniak, Jobs'a kendi bilgisayar mantık panosunu tasarlamada kaydettiği ilerlemeden bahseder. Woz, bu basit kişisel bilgisayar fikrinden ötürü heyecanlıdır.

Ancak 1976'da Hewlett-Packard'ın Wozniak'ın tasarımını resmen geri çevir. Bu noktada Steve Jobs iki arkadaşına birlikte çalışmayı önerir. Jobs, Volkswagen minibüsünü ve Wozniak da programlanabilir hesap makinesini satar ve elde ettikleri parayla bir ürün yaratırlar: Apple I.

Ortaya çıkan Apple I, günümüz bilgisayarlarına göre oldukça antika gözüken ve elle yapılan adeta bir kendin yap bilgisayardı. Yine de bir klavyeye ve monitöre bağlanan, metin görüntülemek için ekstra devre gerektirmeyen ilk hepsi bir arada mikrobilgisayar olarak Apple 1 büyük bir yenilikti. Apple I'den yola çıkan ikili ki bu noktada artık ikili çünkü Ronald Wayne kuruluştan sadece üç ay sonra yeni oluşturulan Apple'daki payını sadece 800 dolara satarak ekipten ayrılmıştı, klavyeyle tamamlanan gelişmiş bir model olan Apple II'yi tasarladı. Dahası birimi; çevreleyecek şekilde üretilmiş şık, kalıplanmış plastik bir kasaya sahip olacak şekilde düzenledi.

Bundan sonra ikili için her şey hızlı gelişmeye başlar. Jobs, dağınık saçları ve üstüne oturmayan iş kıyafetlerine rağmen Apple Computer için finansman, dağıtım ve tanıtım elde etmeyi başarır. 1981'de şirket rekor kıran bir halka arz yapar, 1983'te ise Amerika'nın en iyi şirketlerinin yer aldığı Fortune 500 listesine hızlı bir giriş yapar.

Aynı yıl şirket, PepsiCo Inc.'in beyni John Sculley'i CEO olarak işe aldı. Bizzat Steve Jobs, Sculley'i bu pozisyonu kabul etmeye ikna etmişti: "Hayatının geri kalanında şekerli su satmak istiyor musun?" Bu soru kurnazca etkiliydi, aynı zamanda Jobs'un bilgisayar devrimine olan kökten inancını da gözler önüne seriyordu.

Et tu, Brute?

Aynı dönemde Jobs, şirket tarihindeki en önemli projenin başındaydı: Apple'ın grafiksel arayüze sahip, kullanması kolay Lisa kod adlı iş bilgisayarları... 1979'da Steve Jobs ekibini, Xerox Corporation'ın Palo Alto Araştırma Merkezi'ne (PARC) grafiksel kullanıcı arayüzünün bilgisayarların kullanımını nasıl daha kolay ve daha verimli hale getirebileceğini görmek için bir teknoloji gösterisine götürdü. Bu geziden kısa bir süre sonra Jobs, Lisa'yı tasarlayan mühendislik ekibinden; daha düşük maliyetli bir bilgisayar olan Macintosh'u tasarlayan daha küçük bir grubun başına geçmek üzere ayrıldı.

Hem Lisa hem de Macintosh, PARC fikirlerinden yararlanmak ve geliştirmek için tasarlanmıştı. Her iki bilgisayar içerisinde Steve Jobs'ın gözdesi ise Macitosh'tı. Jobs ekibindeki mühendisleri tabiri caizse şımartıyordu. Onlara hayal satıyordu ve her fırsatta onlardan birer sanatçı olarak bahsediyordu. Dahası Steve Jobs, Macintosh'un sadece harika değil, aynı zamanda "delicesine harika" olduğu konusundaki ısrar ediyordu.

Bununla birlikte, ilk Mac'ler teknik olarak yetersiz ve aşırı pahalıydı. Dahası çok az yazılım uygulamasına sahipti. Bu eksiklikler Ocak 1984'te başlayan satışların hüsranla sonuçlanmasına sebep oldu.

Apple, çıkışından itibaren makineyi sürekli olarak geliştirdi. Böylelikle günün sonunda şirketin can damarı ve sonraki tüm bilgisayar arayüzleri için model oluşturan bir rota gemisi ortaya çıktı. Ancak Jobs'un sorunu hızla düzeltmedeki başarısızlığı şirkette gerginliğe yol açtı ve 1985'te Sculley, Apple'ın yönetim kurulunu şirketin ünlü kurucu ortağını görevden almaya ikna etti. Jobs, bu olaydan sonra Apple'dan kovulduğunu kamuoyuna ilan edecekti; Sculley ise Jobs'un Macintosh'un fiyatıyla ilgili bir hesaplaşmanın ardından Jobs'ın gönüllü olarak Apple'dan ayrıldığını söyledi.

Sıradaki Limanlara Yolculuk

Jobs, bu "kovulmanın" ardından hızlıca kolları sıvadı. Öncelikle onun şirketten ayrılması üzerine Apple'ı bırakan mühendisler ile birlikte eğitim pazarı için güçlü iş istasyonu bilgisayarları tasarlayan bir firma olan NeXT Inc.'i kurdu. Şirketin finansman ortakları arasında Teksaslı milyarder girişimci Ross Perot ile Japon elektronik şirketi olan Canon Inc. vardı.

NeXT bilgisayarı mühendislik tasarımıyla kusursuzdu. Ancak bilgisayar pazarda var olamayacak kadar da pahalıydı, bu sebeple Sun Microsystems Inc. gibi rakiplerin daha ucuz bilgisayarları tarafından gölgede bırakıldı. 1990'ların başında Jobs, şirketi yenilikçi yazılım sistemi NEXTSTEP'e odakladı.

Bu süreç içerisinde, 1986 yılında Steve Jobs; Hollywood film yönetmeni George Lucas'ın yapım şirketi Lucasfilm Ltd.'nin, bir bölümü olarak kurulan bilgisayar grafik şirketi Pixar'ın kontrol hissesini satın aldı. Sonraki on yılda Jobs, Pixar'ı büyük bir animasyon stüdyosu haline getirdi. 1995'te Pixar tamamen bilgisayar animasyonlu ilk uzun metrajlı filmi Toy Story'yi yaptı. Şirketin aynı yıl gerçekleşen halka arz süreci Jobs'ı milyarderler kulübüne soktu.

Steve in the House

1996'nın sonlarında Apple, büyük mali kayıplarla boğuşan ve çöküşün eşiğinde, yeni bir baş yönetici Gilbert Amelio'yu işe aldı. Amelio, şirketin yoğun ve uzun süreli araştırma çabalarının ardından Macintosh'un eskiyen işletim sistemi için kabul edilebilir ilerleme kat edemediğini görünce, yeni bir yazılım için başka bir şirketle anlaşılması gerektiğini gördü. Bu iş için ise eski bir dosta gitti: Steve Jobs. NEXTSTEP ile yazılım konusunda ilerleme kat eden Steve Jobs Apple ile 400 milyon üzerinde bir satın alma anlaşması imzaladı.

Steve Jobs evine danışman olarak geri dönmüştü. Tekrar başa geçmesi ise uzun sürmedi. Amelio'nun şirketin finansmanını değiştirememesinden dolayı hayal kırıklığına uğrayan Apple, "hayalperest" kurucu ortağından şirketi bir kez daha yönetmesini istedi. Ancak durum içler acısıydı. Öyle ki Dell Inc.'in kurucusu Michael Dell, Apple'ın bulunduğu kötü duruma ithafen "Onu kapatacağını ve parayı hissedarlara geri vereceğini" söyleyecek kadar ileri gitmişti.

Jobs, öncelikle Apple'ın eski düşmanı Microsoft Corporation ile çabucak bir ittifak kurdu. Bu anlaşma Apple takipçilerini çıldırtmıştı. Kimse şeytanla yapılan anlaşmanın sebebini anlayamamıştı. Ardından Steve Jobs, Amelio'nun Mac klon anlaşmalarını rafa kaldırdı ve şirketin ürün hattından beyin takımına tüm departmanlarının hiyerarşisini basitleştirdi. Ayrıca potansiyel müşterileri “farklı düşünmeye” ve Macintosh satın almaya teşvik eden ödüllü bir reklam kampanyası tasarladı.

Steve Jobs ikinci kariyerinde en önemli sınavı ise yönetim kuruluna karşı verdi. Kurulda yoğun bir şekilde Microsoft'un Windows işletim sistemini çalıştıran makineler yapma isteği mevcuttu. Steve Jobs tüm bu ısrara direndi ve Apple'ın yazılım tarafını devre dışı bırakmadı. Jobs, kendi işletim sistemine sahip tek büyük kişisel bilgisayar üreticisi olan Apple'ın yenilik yapmak için benzersiz bir konumda olduğuna inanıyordu.

Bu inanç meyvesini kısa sürede verdi. 1998'de Jobs, nispeten mütevazı bir fiyata yüksek işlem hızı sunan ve tek parça bir bilgisayar olan iMac'i tanıttı. Yıl sonuna kadar, iMac ülkenin en çok satan kişisel bilgisayarı oldu. Jobs yakın zamana kadar can çekişen şirketin ilk kez tutarlı kar elde etmesini sağlamıştı.

Ertesi yıl Apple, öğrenciler düşünülerek tasarlanmış bir dizüstü bilgisayar olan iBook ve maliyetli olmasının yanında güçlü bir masaüstü bilgisayar olan G4 ile bir kez daha zafer kazandı. Apple bir zamanlar sahip olduğu endüstri hakimiyetini yeniden kazanamamış olsa da Steve Jobs şirketini kurtarmış ve bu süreçte kendisinin usta bir yüksek teknoloji pazarlamacısı ile vizyoner olduğunu tekrar kanıtlamıştı.

Milenyumu Değiştiren Elma

İnsanlık milenyuma girmeye hazırlanırken megatrend "yenilik" idi. 2000'ler insanlara bilim kurgu filmlerinde gördükleri geleceği anımsatıyordu. Bu sebeple de Jobs, Apple'ı 21. yüzyıl için yeniden icat etmeye başladı. Bu, Apple'ın müzik çalmak, müziği bilgisayarlarda ve diğer dijital cihazlarda yaygın olarak kullanılan kompakt MP3 dijital formatına dönüştürmek için bir bilgisayar programı olan iTunes'u tanıttığı yıldı. Aynı yılın ilerleyen günlerinde Apple, hızla pazar lideri haline gelen taşınabilir bir MP3 çalar olan iPod'u satmaya başladı.

2003 yılında Apple, büyük plak şirketi şarkılarının indirilebilir kopyalarını MP3 formatında İnternet üzerinden satmaya başladı. 2006 yılına kadar Apple'ın çevrimiçi iTunes Store'u aracılığıyla bir milyardan fazla şarkı ve video satılmıştı. Ipodlara olan ilgi inanılmazdı. Dünyanın dört bir yanındaki pazarlara Apple'ın müzik çaları hakimdi. Jobs, şirketin işindeki artan değişimin farkında olarak 9 Ocak 2007'de şirketin adını resmi olarak Apple Inc. olarak değiştirdi.

Yıl 2007 gösterdiğinde ise Steve Jobs bir kez daha ileri görüşlülüğünü gösterdi. Dünyada internet kullanma oranı artıyordu. Facebook ve MySpace gibi platformlar sosyal hayatı internete taşımaya başlamıştı. Gelecek artık internetteydi. Bu sebeple Steve Jobs, MP3 ve video oynatma haricinde internete de erişebilen; dokunmatik ekranlı bir cep telefonu olan iPhone'u piyasaya sürdü. Şirket artık telekomünikasyon işinde de vardı.

İşler Steve İçin İyi Gitmiyordu

Bu saatten sonra Apple kalite ve prestijin markası haline geldi. iPhone fenomeni tüm dünyayı sardı. Yeni iPhone modelini almak için uzun sıralar oluştu, dünyada satın alan olmak haber konusu oldu. iPad, Apple Watch gibi yeni ürünler ve iMac ile Macbook yenilenmiş versiyonları Apple'ın sektörün devi olması hikayesinde iPhonelara eşlik etti.

İşler her ne kadar Apple için iyi gidiyor olsa da Steve Jobs zorlu günler yaşıyordu. 2003 yılında Jobs'a nadir görülen bir pankreas kanseri teşhisi kondu. Alternatif tıp yaklaşımlarını denediği sırada ameliyatı yaklaşık dokuz ay erteledi. Geçirdiği bir dizi ameliyat sonra kısa bir iyileşmenin ardından Jobs, Apple'ı çalıştırmaya geri döndü. 2008 yılı boyunca Jobs önemli ölçüde kilo kaybetti ve bu da kanserinin geri döndüğüne dair önemli spekülasyonlara yol açtı.

Haziran 2009'da ise Wall Street Journal, Jobs'un önceki Nisan ayında karaciğer nakli olduğunu bildirdi. Daha önce tedavi gördüğü pankreas kanserinin karaciğerine yayılıp yayılmadığı açıklanmadı. Operasyon, karaciğer nakli için ortalama bekleme süresinin 306 gün olan ulusal ortalamanın aksine 48 gün olduğu Tennessee'de gerçekleştirildi. Jobs, 29 Haziran 2009'da işe geri döndü ve Haziran sonundan önce geri dönme sözünü yerine getirdi. Ancak Ocak 2011'de Jobs başka bir tıbbi izin aldı. Ağustos ayında CEO olarak istifa etti ancak başkan oldu. İki ay sonra vefat etti.

Steve Jobs ölümünün ardından koca bir miras bıraktı. Apple 18 Ağustos 2018 tarihinde tarihin ilk trilyonluk şirketi haline geldi. Apple bugün bile kalitenin, prestijin markası olarak tanınıyor. Bunun en büyük sebebi ise Steve Jobs'ın, her girişimcinin olması gerektiği gibi yeniliğin peşinden koşmayı bırakmaması. Şirketin en zor günleri yaşadığı zamanda, şeytanla anlaşma yapmışken bile yenilik vizyonundan vazgeçmeyen Jobs, bu sayede büyük bir çoğunluğun ölecek dediği bir hastayı yaşatmayı bildi. Bugün bile hikayesi yeni girişimcilere ilham veren Steve Jobs'ın hayatımızdan bu kadar erken ayrılmış olması ise çok üzücü.