Maalesef son günlerde başlangıcı Manavgat olan ve kısa sürede Türkiye’yi etkisi altına alan orman yangınları hepimizin canını acıtıyor. Bu yangınlar doğal düzeni tehdit etmekle beraber yerleşim yerlerini de etkisi altına alarak maalesef birçok insanın evini, malını hatta canını aldı. Yaşanan bu yangınları kontrol altına almak için seferber olunurken yeni tartışmalar ortaya çıktı ve ‘’yangına karşı yapılan müdahaleler acaba yetersiz mi’’ sorusu gündeme geldi. Giderek büyük bir tehdit haline gelen iklim krizi, yaşanan ekonomik sıkıntılarla beraber artan can ve mal kayıpları herkesi yeni yollar aramaya itti. Bu yazımızda şu ana kadar görünen tabloyla beraber bazı sorulara cevap aramaya çalıştık. Özellikle son zamanlarda dünya genelinde de artış gösteren bu yangınların sebepleri, sonuçları ve olası çözümleri neler, başlayalım.

Uzmanlar Türkiye ile birlikte Yunanistan ve İtalya gibi özellikle Akdeniz ülkelerinde görülen orman yangınları artışını iklim değişikliği ile beraber doğal sıcaklık artışına da bağlıyor. Yağışlarda yaşanan azalış ve sıcaklıklardaki artış aşırı sıcakları ortaya çıkararak bu bölgelerde yangın beklenmesine sebep oldu. Bilim insanları bu tarz orman yangınlarının daha çok ve daha yoğun hale gelmesinden endişe duyduklarını belirtiyorlar. Yangınlar çıktıktan sonra kurak hava devam ettiği sürece rüzgarın da etkisiyle alevleri etkisiz hale getirmek oldukça güçleşiyor ve yakın çevrede bulunan tarla, arazi, konut gibi alanlar kül haline geliyor. Bunun örneğini maalesef 3-4 gündür yaşayarak tecrübe ediyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti İletişim Başkanlığı’nın yaptığı açıklamaya göre 3 Ağustos 19.45 itibariyle Türkiye’de son altı günde meydana gelen 163 adet orman yangınının 152’si kontrol altına alınmış durumda. Yangınlar nedeniyle hayatını kaybeden insan sayısı 8'e yükselirken Antalya’da 11 Muğla’da ise 36 kişinin tedavisine devam ediliyor.

Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli: "5 ilimizde 18 ilçe, 78 köy ve 2 bin 219 çiftçimiz yangınlardan etkilenmiş durumda. Çalışmalar tamamlanır tamamlanmaz üreticilerimizin mağduriyeti giderilecek. Yangınlarda 16 uçak, 9 İHA, 51 helikopter, 1 insansız hava helikopteri, 805 tanker, 155 iş makinesi, yaklaşık 5 bin 200 personel mücadele ediyor." açıklamalarında bulunurken; İçişleri Bakanı Süleyman Soylu: "543 bina, 784 konut, 114 ahır, 64 iş yeri, 5 kamu binası, bunların ağır, orta ve az hasar tespitleri gerçekleştirildi." şeklinde açıklamalarda bulundu.

Toprak veya arazi olarak ne kadar alanın yandığını henüz net bir şekilde tespit etmek elbette mümkün değil fakat şimdiye kadar yangınların en çok etkisini hissettiğimiz şehirlerden biri olan Antalya’da, Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır açıklamalarda bulundu ve şehirde çıkan orman yangınlarında ilk tespitlere göre, yaklaşık 720 dekarlık sera alanını, 350’ye yakın büyükbaş hayvanı, 3 bine yakın küçükbaş hayvanı ve 16 bin dekarlık tarım alanında bulunan 360 adet arı kovanını yangın sebebiyle kaybettiklerini açıkladı.

Çandır, Antalya’da birçok ilçede ortaya çıkan orman yangınlarına ilişkin olarak, tarım alanlarındaki hasarların henüz tespit edilmesinin mümkün olmadığını fakat ilk bulgulara göre verilerin bu yönde olduğunu aktardı. Tarımsal faaliyetlerin “bugünden yarına oluşabilen” bir faaliyet olmadığını söyleyen Çandır, “Bir meyve ağacının oluşabilmesi için 4-5 yıl beklemeniz gerekli, seradaki ürünün çıkması için 7-8 ay, bir hayvanın büyümesi için ise belirli bir döneme ihtiyacınız var.” ifadelerini kullandı. Aynı zamanda Afet Platformu’nun verilerine göre  3 Ağustos Salı günü baz alınarak tahmini toplam 157.860 hektar alan, 2397 Yapı, 1082 Hane ve 5922 kişi çıkan orman yangınlarından etkilenmiştir.

Yanan bölgelerin özellikle turizm bölgesi olması; ülkemizin en temel itici güçlerinden olan turizmin bu yangınlardan nasıl etkileneceği sorusunu da beraberinde getirdi. Bu konuyla ilgili olarak da Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, ''Tamamen boşaltılmış bir tesisimiz yok. Kısmi tedbir amaçlı boşaltılıp birkaç saat içinde dolan tesislerimiz var." diye konuştu. Aynı zamanda Ersoy, yanan arazilerin yapılaşmaya açılacağına dair eleştirilerin sorulması üzerine ise, "Yanan orman arazilerinin herhangi bir sebeple yapılaşmaya veya başka amaçla tahsisi mümkün değildir." dedi ve turizme ilişkin son düzenlemelerin eleştirildiği gibi ilave hak değil aksine "sınırlamalar" getirdiğini söyledi.

Orman yangınlarının şimdiye kadar olan etkilerini ve uzmanların genel itibariyle görüşlerini inceledik. Peki bu yangınlarla nasıl daha iyi mücadele edebiliriz? İşte bunun cevabı teknolojide. Şimdi yangınları söndürmede ve engellemede kullanılan farklı yeni teknolojileri inceleyelim.

Yapay Zeka Teknolojisi

San Diego’da yer alan University of California Wifire laboratuvarının kurucusu ve yöneticisi bir Türk kadını: Dr. İlkay Altıntaş. Bu laboratuvarın odağı yapay zekadan yararlanarak yangınları önlemeye yönelik öngörü analizleri geliştirmek. Bu doğrultuda, yangınların sebep olduğu yıkımı en aza indirmeyi amaçlıyorlar. Dr. Altıntaş’ın yaptığı çalışmalar New York Times’da yer almaya başladı bile.

Çalışmalar kapsamında, gerçek zamanlı uydu görüntüleri, hava durumu, rüzgâr modelleri ve daha pek farklı veri seti; geçmiş yangınlarla ilgili veriler ışığında analiz ediliyor ve yangınların başladıktan sonra nasıl ilerleyeğini, insanların yaşadığı yere ne kadar yaklaşabileceğini hızlı bir şekilde tahmin ediyor. Bu sayede daha büyük ve daha tehlikeli etkilerin önüne geçilebiliyor. Böylelikle, bir yangın sırasında, hem itfaiye yetkilileri hem de gönüllü insanlar kaynaklarının nerede, nasıl kullanılması gerektiğine hakim olabiliyor. Laboratuvar, şu anda eyaletteki her büyük yangınla mücadeleye yardımcı olmak için kullanılıyor.

Drone Teknolojisi

Özellikle son yıllarda kullanımı artan drone teknolojisi sayesinde yangının yeri daha net şekilde bulunuyor ve uydulardan gelen bilgiler doğrulanabiliyor. Drone cihazların küçük olması hem alan avantajını sağlarken hem de helikopterlerin oluşturabileceği rüzgardan da alevin harlanmasını önlüyor.

Drone cihazların bir diğer özelliği de kullanılan kızılötesi kameralar ve haritalama için kullanılan sensörler ile yangın çıkan bölgeler işaretlenerek yangın çıkan bölgelerin çok daha dikkatli bir şekilde tespiti sağlanmış oluyor. İngiltere geçtiğimiz yıl dronelar ile çıkan yangınlar sonrası başarılı bir uygulamadan geçti. Bu sayede İngiltere orman yangınları ile mücadelede nereye nasıl davranması gerektiğini çözmüş durumda.

VR Teknolojisi

Yangınla mücadelede elbette en önemli rollerden birisi ekipler, yani itfaiyeciler. Son yıllarda ABD’nin öncülük ettiği bu alanda, orman yangınları ile mücadelede VR başlıklarını kullanarak paraşüt ekipleri eğitilmeye başlandı. Ve bu çalışmalar sonunda ulaşılan verilere göre sınıfta yapılan eğitimlere nazaran VR teknolojisi kullanılarak yapılan eğitimler çalışanlar için çok daha verimli oluyor. Ama elbette alanda fiziksel olarak eğitimlerin tamamlanması gerekiyor, VR ekiplerin daha rahat uyum sağlamalarına yardımcı oluyor.

Anında Yangın Algılama

Yangınlardan adeta çok çeken eyalet California’da kullanılan bu sistem, eyalet yönetimi ve elektrik hizmetleri şirketleri tarafından, erken yangın algılama şeklinde kullanılıyor . Yangınların neredeyse anında keşfediliyor ve doğru müdahale edilerek uydu görüntüleri ile sensör verileri birleştiriliyor. Bu sayede itfaiyecilerin erken ve daha agresif bir şekilde hızla kontrolü ele geçirmeleri hedefleniyor. Söz konusu sistemin becerisiyle, geçen Ekim ayında düşen bir elektrik hattının tutuşmasından 66 saniye sonra California’daki Kincade yangını tespit edilebildi.

Orman yangınlarını tahmin etmek ve durdurmak için benzer bir sistem, yapay zekâ destekli, yüksek çözünürlüklü kameralar ile San Diego Gas & Electric şirketi tarafından kullanılıyor. Kameralar üzerinden gelen veriler, yapay zeka algoritmaları ile henüz tehlikeli duruma gelmede önlenebiliyor.

Görüldüğü üzere Dünya’nın her yerinde orman yangınları olabiliyor fakat çok farklı teknolojiler, çok farklı yenilikler ile bu yangınlara karşı koyuluyor. Örnek alınacak çok teknoloji, gelişmesi gereken çok alan var gibi gözüküyor. Umarız ülkemizde yaşanan bu üzücü durum en kısa sürede en az hasarla atlatılır ve yetkililer, gerekli makamlar alınması gereken önlemleri alır, yapılması gereken icraatleri uygular.