Çoğu tahmine göre, dünya nüfusu 2050 yılına kadar 9.8 milyar kişiye ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu, böylesine büyük bir nüfusun taleplerini karşılamak için günümüz gıda üretiminin yüzde 70 oranında artması gerektiği anlamına geliyor. Bu nedenle, gıda sistemimizin gelişen dünya nüfusunun zorluklarını karşılamaya hazır olmasını sağlamak için tarım sektöründe ciddi reformların gerekli olduğu giderek daha belirgin hale geliyor. Spesifik olarak, tarımımızı, çağlar boyunca gıda üretimini karakterize eden muhafazakar endüstriyel gıda sisteminden sürdürülebilir tarıma kaydırmamız gerekiyor.

Agriculture 4.0: Geleceğin Tarım Teknolojileri
Agriculture 4.0 akıllı tarım teknolojileri, hassas tarım, IoT, big data ve yapay zeka prensiplerini tarıma entegre ederek tarım endüstrisinin geleceğini bizlere anlatıyor.

Küçük mavi dünyamızın kuraklıklarla ve enerji talebindeki zorluklarla dolu bir geleceği olduğunu da hesaba katınca, uzun vadede geleneksel endüstriyel gıda sistemlerinden sürdürülebilir tarıma geçişin bir gereklilik olduğunu söyleyebiliriz. Gelişen teknoloji ile birlikte sürdürülebilir tarım daha uygulanabilir bir hale geldi. Bu yazıda da geleceğimizin gıda güvenliği için sürdürülebilir tarımın neden hayati önem taşıdığının sekiz nedenini inceleyeceğiz.

1. Toprağı besler ve onarır

Geleneksel tarım, çiftlik verimini artırmak için yoğun toprak işleme ve yoğun gübre kullanımı ile karakterize edilir. Gübreler bitki büyümesini teşvik etmeye yardımcı olurken, genellikle doğal çevreyi bozan kirli su akışına yol açar. Ek olarak, bu yoğun gübre kullanımı sadece toprak ekolojisine zarar vermekle kalmaz, aynı zamanda insanlar için de zararlı olabilir.

Ayrıca geleneksel tarım, toprağı son derece besleyici bitkiler yetiştirmek için gerekli olan temel besinlerle beslemez. Konvansiyonel tarımda toprak beslemesine gereken önemin verilmemesi, genellikle ekinlerin kuraklığa, hastalıklara ve zararlılara karşı oldukça hassas olmasına neden olur.

Geleneksel tarım genellikle doğal çevreyi bozan kirli su akışına yol açar.

Geleneksel endüstriyel tarımın aksine sürdürülebilir tarım, sonuçta daha sağlıklı bitki ve hayvanlarla sonuçlanan toprak beslemesine çok önem verir. Bir çiftlikteki hayvan sayısını en aza indirirken, doğal gübreler ve ürün rotasyonu kullanarak sürdürülebilir tarım; toprakların insanlara, hayvanlara ve tozlayıcı bitkilere zarar verebilecek toksik bileşiklerden arındırılmasını sağlar. Sağlıklı topraklarda bitkiler, onlara dayanıklılık sağlamak için gerekli minerallere sahip oldukları için zararlılardan ve hastalıklardan gelen saldırılara dayanabilir.

2. Suyu temiz tutar ve korur

Gezegenimizin başa çıkması gereken sorunlardan biri de suya özellikle de temiz içme suyuna duyulan ihtiyaç. Konvansiyonel endüstriyel tarım, ekim yapılan geniş arazileri sulamak için çok fazla su kullanır. Bu geleneksel yöntemlerin aksine, sürdürülebilir tarım sistemleri suyu korumak için damla sulama ve malçlama gibi çeşitli teknikler kullanır. Ayrıca, çok fazla su gerektirmeyen, derin köklü çok yıllık bitkilerin ekilmesine odaklanmaktadır. Ayrıca, sürdürülebilir tarım, su kütlelerini kirlilikten koruyan yöntemleri kapsar.

3. Enerji tasarrufu sağlar

Endüstriyel tarımın ayırt edici bir özelliği de enerji yoğun makinelere, özellikle fosil yakıtlara aşırı derecede bağımlı olmasıdır. Aslında endüstriyel tarım, bugün dünyadaki sera gazı emisyonlarının önde gelen kaynaklarından biridir.

Endüstriyel tarım, bugün dünyadaki sera gazı emisyonlarının önde gelen kaynaklarından biridir.

Buna karşılık sürdürülebilir tarım, tüm üretim seviyelerinde enerji kullanımını en aza indirmeye çalışır. Sadece daha az enerji yoğun tarımsal üretim araçlarını benimsemekle kalmaz, aynı zamanda akıllı tarım sistemlerini de benimser. Sürdürülebilir tarım, fosil yakıtların kullanımını ortadan kaldırarak ve enerji kullanımını azaltarak sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yardımcı olur ve böylece iklim değişikliğiyle mücadelede önemli bir rol oynar.

4. Ekinlere çeşitlilik ve dolayısıyla dayanıklık katar

Endüstriyel tarımın belirleyici özelliği, tek bir bitki türü ile geniş araziler ekmeyi içeren bir tarım sistemi olan monokültürdür. Bu durum sadece bir bitki türüne aşırı bağımlılık yaratmaktadır ve bu bağımlılık bitkilerin bir bitkiden diğerine hızla yayılarak tüm ürünü yok edebilecek hastalıklara karşı savunmasızlığını artırır.

Bu tek tipler, zararlılara ve hastalıklara karşı oldukça savunmasız olduklarından, büyük endüstriyel çiftlikler bitkilerini sağlıklı tutmak için büyük ölçüde herbisitlere (bitki öldürücüler) ve pestisitlere (böcek öldürücü) bağımlıdır. Ancak bu kimyasallar ilaçlar, vahşi yaşam ve insanlar için tehlikeli olabilir.

"Permaculture" olarak adlandırılan bu tarım sistemindeki bitkilerin çeşitliliği, sistemin her türlü haşere, hastalık ve kuraklığa karşı daha dayanıklı olmasını sağlar.

Endüstriyel tarımın aksine sürdürülebilir tarım, çeşitli mahsulleri kullanan çeşitli tarım sistemlerine odaklanır. Bu tarım sistemindeki bitkilerin çeşitliliği, sistemin her türlü haşere, hastalık ve kuraklığa karşı daha dayanıklı olmasını sağlar.

Kybele’s Garden | Sürdürülebilir Gıda ve Tarım Çözümleri
Türkiye’nin ilk biyoponik tarım girişimi Kybele’s Garden ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik. Gelin Kybele’s Garden’ı birlikte yakından tanıyalım.

Öte yandan iklim değişikliğinin kaprisleriyle giderek daha fazla karşı karşıya kalan bir gezegen için, sürdürülebilir tarım dayanıklılık sağlar çünkü tek cins mahsullerin aksine çeşitli mahsullerin yetiştirilmesine odaklanırken, iyi bitki sağlığı için gerekli olan mineralleri sağlamak için toprakların sağlıklı olmasını sağlar.

5. Doğayla uyum içinde çalışır

Sanayileşen hayata uyum sağlayan geleneksel endüstriyel tarımın aksine, sürdürülebilir tarım doğa ile uyum içinde çalışır. Doğal çevrenin yenileyici yönlerine güvenerek doğal üretkenliğe çok önem verir. Dahası, endüstriyel tarımda sıklıkla olduğu gibi doğaya hükmetmek için çabalamaz. Bunun yerine, doğanın kendi yoluna gitmesine izin verir.

Ek olarak sürdürülebilir tarım sistemleri, çok yıllık bitkileri ve ağaçları, serbest dolaşan hayvan otlatma sistemleriyle birleştirirse yapılan tarım, karbon ayak izini azaltmada da önemli bir rol oynayacaktır.

6. Yerel girişimleri destekler

Sürdürülebilir tarım genellikle yerel ve küçük bölgeler içerisinde gerçekleştirilir. Sürdürülebilir tarım yerli gıda üretimine büyük önem verir. Sonuç olarak, yerelleştirilmiş gıda sistemi, çiftçilerin paralarını dolaşımda oldukları toplulukları içinde yeniden yatırım yapmalarına olanak tanır ve bu, sonuçta topluluk üyelerinin yaşam standartlarını yükseltirken aynı zamanda kırsal işler yaratır.